• * Lütfen en az 5 karakter kullanınız.
  • * En az 8 karakter olmalıdır.
  • Lütfen kullanıcı adı ya da e-posta adresinizi girin. Yeni parola oluşturabilmeniz için e-posta yoluyla bir bağlantı alacaksınız.

Tüp Bebek İçin Yaş Sınırı

  • 1 Beğeni (Beğeni)
    Loading...

Tüp bebek, bazı sebeplerin engel olmasıyla, normal şartlar altında çocuk sahibi olamayan hastaların sıklıkla tercih ettiği bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi yönteminde, anne ve baba adayından sperm ve yumurta hücreleri alınarak dış ortamda yani laboratuvar ortamında döllendirilmektedir. Bu döllenme işlemi iki farklı şekilde olmaktadır. Biri klasik tüp bebek yöntemi olarak adlandırılan ve spermin, yumurta hücrelerinin yanına bırakıldığı döllenme şeklidir. Diğer ise mikroenjeksiyon olarak adlandırılan ve yumurtanın içine bir adet sperm enjekte edilmesiyle meydan getirilen döllenme işlemidir. Laboratuvar ortamında döllenen yumurtalar, anne adayının rahmine enjekte edilmektedir. Bu aşamada anne adayına bazı hormonal ilaçlar verilmektedir. Bu ilaçlar gebelik şansını artırmaya yaramaktadır. Birçok kısırlık probleminde, tüp bebek tedavisi uygulanmakta ve çoğunda başarılı sonuç elde edilmektedir.

Anne adayının alt sınır yaşı ise Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 23 olarak belirlenmiştir. Kimi profesörlere göre bu yaş sınırının aşağıya çekilmesi gerekmektedir. Çünkü kadının doğurgan özelliği 20-23 yaşları arasında zirvede yer almaktadır. Ancak günümüz koşullarında olması gereken ve Sosyal Güvenlik Kurumunun uygun gördüğü, tüp bebek için yaş sınırı 23 olarak belirlenmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, anne adayının üst sınır yaşı ise 39 olarak belirlenmiştir.

Anne adayına 45 yaşına kadar tüp bebek yöntemi uygulanabilmektedir. Ancak yaş arttıkça gebelik oranı düşmektedir.  Ayrıca 38 yaşın üzerinde bulunan anne adayları için tüp bebek yönteminden önce embriyoların kromozom açısından normal olup olmadığı preimplantasyon genetik tanı adı verilen yöntemle araştırılmalıdır. Bu araştırma, doğacak olası problemlerin önceden bilinmesine ve ona göre tedavi uygulanmasına fayda sağlamaktadır.

Anne adayının yaşı, gebelik şansını doğrudan etkileyen bir faktördür. Eğer anne adayının yaşı ilerlemişse, kaliteli ve yeterli sayıda yumurta üretimi zorlaşmaktadır. Tüp bebek tedavisinin olumlu sonuçlar doğurabilmesi için, anne adayından kaliteli ve sağlıklı yumurtaların alınmasına ihtiyaç vardır. 40 yaşını geçmiş kadınların tüp bebek yöntemiyle gebe kalma ihtimali %20 olarak değerlendirilmektedir.

Tüp bebek tedavisinde gebelik şansını etkileyen en önemli faktörlerden biri de sigara kullanımıdır. Hem anne hem baba adayının, bu süreçte kesinlikle sigara kullanmamaları gerekmektedir. Sigara spermin sayısını ve kalitesini azaltmaktadır, ayrıca spermin morfolojik yapısının bozulmasına da sebep olmaktadır. Bu da gebelik şansını oldukça düşüren bir etkendir. Tüm anne ve baba adaylarının bu konuya hassasiyet göstermeleri gerekmektedir.

Tüp bebek tedavisi, birçok nedenden dolayı anne ve baba olamayan kişiler için umut kaynağıdır. Bu şansı iyi değerlendirmek gerekmektedir. Gebe kalamayan kadının doğru olmayan yöntemler uygulaması veya doktor kontrolü olmadan ilaç kullanması, başta enfeksiyon olmak üzere birçok rahim hastalığına sebep olmaktadır. Bu da ileride tüp bebek yöntemi denenmesine ve embriyo transferinin başarıyla gerçekleşmesine rağmen, embriyonun rahime tutunamamasına neden olmaktadır. Bu yüzden anne – baba olamayan hastalar, ilk olarak doktora başvurmalıdırlar. Aksi takdirde geri dönüşü olmayan problemler meydana gelmektedir.

Doğru beslenmenin ve sağlıklı yaşamanın da büyük önem taşıdığı tüp bebek yöntemi, doktor kontrolünde yapılan egzersiz ve beslenme düzeniyle desteklenmelidir. Bu süreçte herhangi bir diyete bağlı kalmaya gerek yoktur ancak bazı sebze ve meyvelerin bol tüketilmesi önerilmektedir. Bu beslenme düzeninin, doktorla konuşulmasında fayda vardır.

Tüp bebek yöntemi sağlıklı ve herhangi bir problem oluşturmayan bir tedavi yöntemidir. tüp bebek yöntemi ile doğan ilk çocuk, bugün 30 yaşındadır ve herhangi bir sağlık problemi bulunmamaktadır. Bu sebeple tüp bebek yöntemi ile dünyaya gelen bebeğin, normal şartlarda dünyaya gelen bir bebekten hiçbir farkı bulunmamaktadır.